Ancak operasyonun seyrini değiştiren iki kritik detay vardı:
Ele geçirilen maddenin laboratuvar ön incelemesinde uyuşturucu olmadığı anlaşıldı.
Baskın yapılan adresteki şüpheliler, "Aramada el konulan paralarımız eksik, tutanakta yazandan fazlası vardı" diyerek şikayetçi oldu.
Kamera Kayıtları "Zimmet"i Doğruladı
Şüphelerin artması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı derhal soruşturma başlattı. Olayın yaşandığı ofise ait güvenlik kamerası görüntüleri saniye saniye incelendi. Yapılan inceleme, operasyonu yöneten kamu görevlileri ve olay yerindeki hukukçunun başını yaktı. Görüntüler ve ifadeler doğrultusunda, operasyon sırasında el konulan paralarda eksiklik olduğu ve tutanakların gerçeği yansıtmadığı iddiaları güçlendi.
Suçlamalar Ağır: İftira, Sahtecilik, Zimmet...
Soruşturma derinleştikçe skandalın boyutu büyüdü. Operasyonda görevli bir polis memuru ile arama sırasında orada hazır bulunan Avukat O.K. şüpheli sıfatıyla gözaltına alındı. Savcılık; şüphelilerin, masum insanları suçlamak için delil uydurduğu, resmi belgelerde sahtecilik yaptığı ve ele geçirilen parayı zimmetlerine geçirdiği kanaatine vardı.
Avukatın Evine Baskın: Soruşturmaya dahil edilen Avukat O.K.'nin evinde de arama yapıldı. Olay günü yanında taşıdığı el çantasına ve cep telefonuna dijital inceleme için el konuldu.
Polis ve Avukat Tutuklandı
Emniyetteki sorgularının ardından Çağlayan Adliyesi’ne sevk edilen polis memuru ve avukat O.K., çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Hakimlik, şüpheliler hakkında ‘iftira’, ‘suç uydurma’, ‘resmi belgede sahtecilik’ ve ‘zimmet’ suçlarından işlem yaptı. İkilinin cezaevine gönderilmesiyle soruşturma dosyası daha da genişletildi.
"Adalet mülkün temelidir" deriz. Ancak o temeli korumakla yükümlü olanların, yetkilerini kötüye kullanarak "suç uydurması", toplumun adalete olan güvenine vurulmuş en büyük darbedir. Neyse ki emniyet teşkilatının kendi içindeki "çürük elmaları" temizleme konusundaki bu hızlı ve şeffaf refleksi, güven tazeleyen bir adım olmuştur.







