İran Hatem-ül-Enbiya Merkez Üssü Komutanlığı, bölgedeki gerilimin tırmanmasıyla birlikte Hürmüz Boğazı ve stratejik enerji yollarına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Tahran yönetimi, ABD ve İsrail bağlantılı finans kuruluşlarını hedef alacağını duyururken, küresel Petrol fiyatlarında önü alınamaz bir artış yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Finansal Merkezlere Misilleme Sinyali
İran Hatem-ül-Enbiya Merkez Üssü Komutanlığı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, daha önce İran bankacılık sistemine yönelik gerçekleştirilen saldırılara karşılık verileceğini bildirdi. Zülfikari, bölgede faaliyet gösteren ABD ve İsrail ilintili ekonomi ve bankacılık merkezlerinin "meşru hedef" haline geldiğini vurguladı.
"Tek Bir Litre Petrol Sevkiyatına İzin Verilmeyecek"
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması kararından taviz verilmeyeceğini yineleyen Sözcü Zülfikari, enerji piyasalarına yönelik şu ifadeleri kullandı:
"ABD petrol fiyatlarını kontrol edemeyecek. ABD’ye, Siyonistlere ve ortaklarına tek bir litre petrol bile ulaşmasına izin vermeyeceğiz. Onlara bağlı herhangi bir gemi veya tanker meşru bir hedef olacak. Petrol varilinin 200 dolara çıkmasına hazırlıklı olun, çünkü petrol fiyatı sizin istikrarsızlaştırdığınız bölgesel güvenliğe bağlıdır."
Tarihin En Büyük Arz Kesintisi Riski
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, mevcut durumun vahametine dikkat çekti. Arakçi, yaşanabilecek olası kesintinin; 1973 Arap Petrol Ambargosu, İran İslam Devrimi ve Kuveyt’in işgali sırasında yaşanan krizlerin toplamından daha büyük bir etki yaratacağını iddia etti.
Hürmüz Boğazı'nda Lojistik Durma Noktasında
Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Basra Körfezi ile Umman Denizi arasındaki Hürmüz Boğazı, jeopolitik krizin merkez üssü konumunda. Bölgedeki askeri hareketlilik sebebiyle:
Tanker trafiğinde ciddi aksamalar yaşanıyor.
Birçok gemi güvenlik gerekçesiyle açık denizde bekletiliyor.
Deniz ticaret rotalarında lojistik süreçler zaman zaman tamamen duruyor.
Küresel Piyasalar ve ABD'nin Tutumu
Enerji uzmanları, Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanması durumunda küresel ekonomide telafisi güç bir şok yaşanabileceğini öngörüyor. ABD yönetiminin ise bölgedeki enerji akışının sürekliliğini sağlamak adına askeri ve diplomatik seçenekleri masada tuttuğu, petrol piyasalarındaki spekülasyonları engellemek için stratejik rezervler dahil çeşitli enstrümanları devreye alabileceği değerlendiriliyor.









