ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen temaslarda gelinen noktaya ilişkin ilk somut gelişmeyi açıkladı. Trump, küresel enerji taşımacılığının en kritik geçiş güzergâhlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda petrol yüklü gemilerin yeniden güvenli şekilde hareket ettiğini ve geçişlerin sorunsuz ilerlediğini söyledi.
Trump ayrıca, bölgedeki risklerin azaltılması için devreye alınan güney yönlü alternatif rotaların da tamamen güvenli hale geldiğini ifade etti. Bu gelişme, enerji arz güvenliği açısından yakından izleniyor.
Küresel Enerji Koridorlarında Yeni Dönem Sinyali
ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden diplomatik temaslar, küresel enerji piyasalarının odağında yer almaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş noktalarının güvenliği, petrol fiyatları ve tedarik zincirleri açısından belirleyici olurken, Washington’dan gelen son açıklamalar piyasalarda temkinli bir iyimserlik oluşturdu.
19 Haziran Görüşmesi Bekleniyor
Diplomatik süreçte kritik tarih olarak 19 Haziran Cuma günü öne çıkıyor. Tarafların masaya koyacağı somut adımların bu tarihte netleşmesi beklenirken, uluslararası kamuoyunda gözler olası anlaşmanın detaylarına çevrilmiş durumda.
Trump: “Güney Koridoru Tamamen Güvenli”
Trump, yaptığı açıklamada gemi trafiğinin güvenli şekilde devam ettiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Çoğu petrol yüklü gemiler Hürmüz’den geçmeye başladı, tamamen güvenli güney koridorunu kullanıyorlar.”
Bu açıklama, bölgede olası bir yeni güvenlik mimarisinin devreye alındığı şeklinde yorumlandı.
Vance: Anlaşma Metni Hafta İçinde Açıklanabilir
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, CNBC’ye yaptığı değerlendirmede anlaşma taslağına ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirtti. Vance, metnin hafta içinde kamuoyuyla paylaşılmasının hedeflendiğini ifade etti.
Vance ayrıca, cuma günü İsviçre’de planlanan imza törenine İranlı üst düzey isimlerin katılımının beklendiğini söyledi.
İran: Lübnan Ateşkesi Anlaşmanın Parçası
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, yürütülen mutabakatın yalnızca ikili ilişkilerle sınırlı olmadığını, Lübnan’daki çatışmaların sona erdirilmesinin de sürecin önemli bir unsuru olduğunu dile getirdi.
14 Maddelik Taslak Anlaşma Dikkat Çekti
Taraflar arasında gündeme geldiği belirtilen 14 maddelik taslak metin, bölgesel güvenlikten ekonomik yaptırımlara kadar geniş bir alanı kapsıyor. İşte taslakta yer alan başlıca başlıklar:
- Lübnan dahil tüm cephelerde kalıcı ve derhal düşmanlıkların sona erdirilmesi.
- ABD'nin İran'ın iç işlerine karışmama ve İran İslam Cumhuriyeti'nin egemenliğine saygı gösterme taahhüdü.
- Deniz ablukasının 30 gün içinde tamamen kaldırılması.
- ABD'nin İran çevresindeki askeri güçlerini geri çekme taahhüdü.
- İran'ın düzenlemeleriyle Hürmüz Boğazı'nın 30 gün içinde yeniden açılması.
- Petrol, petrokimya ürünleri ve türevlerinin satışına yönelik yaptırımların askıya alınması ve İran'ın mali kaynaklarına tam erişim sağlaması.
- ABD ve müttefikleri tarafından en az 300 milyar dolarlık yeniden yapılanma planlarının sunulması.
- Nükleer konulara dayalı nihai anlaşmaya varılması ve ABD'nin birincil, ikincil yaptırımlarıyla BM Güvenlik Konseyi ve UAEA kaynaklı kısıtlamaların kaldırılması amacıyla 60 günlük müzakereler yürütülmesi.
- İran'ın NPT kapsamında nükleer silah üretmeme taahhüdünü yinelemesi.
- Müzakere süreci boyunca ABD'nin bölgedeki güçlerini artırmaması ve yeni yaptırımlar uygulamaması.
- Müzakerelerin son 60 günlük döneminde dondurulmuş İran fonlarından 24 milyar doların serbest bırakılması ve bu miktarın yarısının müzakereler başlamadan önce İran'a verilmesi.
- Anlaşmanın uygulanması için bir izleme mekanizması kurulması.
- Nihai anlaşmanın BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanması.
- Nihai müzakerelerin yalnızca zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti, zenginleştirme faaliyetleri, yaptırımların kaldırılması ve İran'ın ekonomik yeniden yapılanması konularını kapsaması; İran'ın füze programı ile bölgedeki müttefik gruplara desteğinin müzakere gündeminden çıkarılması.
Gözler Bölgedeki Diplomatik Süreçte
Enerji güvenliği, yaptırımlar ve bölgesel dengeleri doğrudan etkileyen bu gelişmelerin, önümüzdeki günlerde küresel piyasalar ve diplomasi trafiği üzerinde belirleyici olması bekleniyor.









