İstanbul'da hayatı olumsuz etkileyen sağanak yağışların ardından sel sularına kapılan ve su altında kalan otomobillerin oluşturduğu maddi zarar, araç sahiplerini harekete geçirdi. Kentin farklı noktalarında yaşanan su baskınları nedeniyle çok sayıda aracın motor, elektronik ve mekanik aksamında ciddi hasar meydana geldi.Bazı otomobillerin onarımının mümkün olmayabileceği belirtilirken, araç sahipleri oluşan masrafları nasıl karşılayabileceklerini araştırmaya başladı. Kasko poliçeleri bu süreçte önemli bir güvence sağlasa da sigortası bulunmayan sürücüler için de belirli koşullarda hukuki haklar bulunuyor.
Selde Zarar Gören Araçların Masrafını Kim Karşılayacak?
Sel nedeniyle oluşan otomobil hasarlarında öncelikle aracın kasko kapsamında bulunup bulunmadığına bakılıyor. Ancak her kasko poliçesi, su baskınından kaynaklanan zararları otomatik olarak karşılamıyor.NTV'de yer alan bilgilere göre sürücülerin poliçelerindeki sel ve su baskını teminatını kontrol etmesi gerekiyor.Sigorta şirketleri tarafından sunulan farklı kasko ürünlerinde güvence kapsamı değişebiliyor. Poliçesinde sel teminatı bulunan araç sahipleri, hasar tespitinin ardından onarım veya tazminat sürecinden yararlanabiliyor.Teminatı bulunmayan sürücülerin ise zararlarını karşılayabilmek için başka hukuki seçenekleri değerlendirmesi gerekiyor.Sigorta Başvurusunda Beş İş Günü Detayı
Sel sularından zarar gören otomobiller için hasar bildiriminin geciktirilmemesi büyük önem taşıyor.Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca araç sahiplerinin, hasarı öğrendikleri tarihten itibaren en geç beş iş günü içerisinde sigorta şirketlerine bildirimde bulunması gerekiyor.Başvurunun ardından görevlendirilen eksperler aracın durumunu inceleyerek hasarın boyutunu belirliyor.Yapılan değerlendirmede aracın onarılabilir durumda olup olmadığı tespit ediliyor. Ağır hasarlı otomobillerde ise poliçe şartları ve ekspertiz sonuçları doğrultusunda tam hasar işlemleri gündeme gelebiliyor.Sel Suyuna Giren Araçlarda Bu Hatayı Yapmayın
Su baskınına maruz kalan araçlarda hasarı büyüten en önemli etkenlerden biri motorun yeniden çalıştırılmaya çalışılması oluyor.Aracın motor bölümüne su dolması halinde marşa basılması, mekanik parçalarda ciddi arızalara neden olabiliyor. Özellikle silindirlerin içine su girmesi, motorun iç aksamında yüksek maliyetli hasarlar oluşturabiliyor.Bu tür durumlarda motorun tamamen sökülmesi, kapsamlı onarımdan geçirilmesi veya değiştirilmesi gerekebiliyor.Bazı otomobil modellerinde motor değişim maliyetinin 600 bin lirayı aşabildiği belirtiliyor.Uzmanlar, su altında kalan otomobillerin çalıştırılmadan çekici yardımıyla servise götürülmesi gerektiğini vurguluyor.Elektrikli Araç Sahipleri İçin Kritik Güvenlik Uyarısı
Selden etkilenen elektrikli otomobillerde ise yüksek voltajlı batarya sistemleri nedeniyle farklı tehlikeler ortaya çıkabiliyor.Suya maruz kalan elektrikli araçların batarya bağlantılarında ve elektrik donanımlarında hasar oluşması halinde güvenlik riskleri meydana gelebiliyor.Bu nedenle özellikle su altında kalan elektrikli otomobillere eğitimli personel dışında müdahale edilmemesi gerekiyor.Aracın güvenli şekilde taşınması ve yüksek voltaj sistemlerinin uzman ekipler tarafından kontrol edilmesi büyük önem taşıyor.Kaskosu Olmayanlar İçin Tazminat Kapısı Açılabilir
Sel felaketinde aracı kullanılamaz hale gelen ancak kaskosu bulunmayan vatandaşlar için de zararın karşılanmasına yönelik hukuki yollar mevcut.Yaşanan su baskınının altyapı yetersizliği, yağmur suyu tahliye sistemlerinin düzgün çalışmaması veya gerekli önlemlerin alınmamasından kaynaklandığı durumlarda sorumlu kamu kurumlarından tazminat talep edilebiliyor.Bu kapsamda araç sahipleri, zararın oluşmasında belediyenin veya ilgili kamu idaresinin hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürebiliyor.Ancak tazminat hakkının doğabilmesi için yalnızca otomobilin selden zarar görmesi yeterli olmuyor. İlgili idarenin sorumluluğunu gerektiren koşulların da ortaya konulması gerekiyor.Altyapı Sorunu Varsa Belediye Sorumlu Tutulabilir
Yoğun yağış sırasında yolların suyla dolması her durumda kamu kurumlarının kusurlu olduğu anlamına gelmiyor.Bununla birlikte yağmur suyu kanallarının yetersizliği, tahliye sistemlerindeki eksiklikler veya gerekli bakım çalışmalarının yapılmaması gibi durumlar, idarenin sorumluluğunun değerlendirilmesine neden olabiliyor.Hukuki süreçte olayın meydana geldiği bölgenin altyapı koşulları, yağışın şiddeti ve kamu kurumlarının aldığı önlemler inceleniyor.Yapılan değerlendirme sonucunda zararın oluşmasında kamu hizmetinin eksik veya kusurlu yürütülmesinin etkili olduğu belirlenirse tazminat ödenmesine karar verilebiliyor.Kaskosuz Araçlar İçin Dava Yolu Nasıl İşliyor?
Aracı sel nedeniyle zarar gören ve kamu kurumlarının sorumlu olduğunu düşünen vatandaşlar, öncelikle ilgili idareye başvurarak maddi zararlarının giderilmesini talep edebiliyor.İdari eylemlerden doğan zararlar için genel kural olarak, zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve olay tarihinden itibaren en geç beş yıl içerisinde idareye başvurulması gerekiyor.Talebin reddedilmesi veya kanuni süre içerisinde cevap verilmemesi halinde idari yargıda tam yargı davası açılabiliyor.Mahkemeler, bu davalarda zararın meydana geliş biçimini, kamu kurumlarının sorumluluğunu ve hasar ile idarenin eylemi arasındaki bağlantıyı değerlendiriyor.Hizmet kusurunun ve gerekli diğer hukuki koşulların tespit edilmesi halinde araç sahibinin maddi zararının tazminine hükmedilebiliyor.Hasar Fotoğraflarını ve Servis Belgelerini Saklayın
Sel felaketinden etkilenen sürücülerin hem sigorta hem de hukuki başvurular için ellerindeki belgeleri koruması önem taşıyor.Aracın hasarlı durumunu gösteren fotoğraf ve videolar, çekici faturaları, servis kayıtları, ekspertiz raporları ve olay yerindeki su baskınını ortaya koyan belgeler başvuru sırasında delil niteliği taşıyabiliyor.Özellikle kaskosu bulunmayan araç sahiplerinin, hasarın hangi koşullarda meydana geldiğini gösteren kayıtları toplaması olası bir tazminat davasında önem kazanabiliyor.Sel nedeniyle otomobili zarar gören vatandaşlar açısından kasko tek seçenek değil. Altyapı yetersizliği veya kamu hizmetindeki kusurun zarara neden olduğunun belirlenmesi halinde ilgili kurumlardan tazminat talep edilebiliyor. Ancak her olay kendi koşullarına göre değerlendiriliyor ve yapılan başvuruların tamamı ödeme ile sonuçlanmıyor.