Muhalefet Kültürü ve İhanet Algısı!

Muhalefet Kültürü ve İhanet Algısı!, Sporda, Siyasette ve Her Alanda Eleştiri Kültürü Maalesef Yok Ediliyor

Muhalefet Kültürü ve İhanet Algısı!
Editör: Haberra
06 Kasım 2015 - 16:45

Başkanlık sistemi ile yönetilen kurumlarda bir "ihanet" algısı süregidiyor. Bu konuyla ilgili herkes "demokrasi" diye tutturuyor ancak o makama geldikleri zaman aynı yaptırımları kendileri de uyguluyor. Örnek verelim isterseniz. Sayamayacağımız kadar örnek mevcut. İşte öne çıkanlar: Önce biraz siyasetten başlayalım. Milliyetçi Hareket Partisi özellikle son seçimlerdeki oy oranı ile eleştirilerin hedefi olmuş durumda. Eleştirilerin odak noktasında yer alan Genel Başkan Devlet Bahçeli ise ödün vermemeye devam ediyor. Peki ne oldu da parti bu duruma geldi: Öncelikle, Iğdır'da önemli bir isim olan Sinan Oğan'ın 7 Haziaran seçimlerinden sonra attığı, "Milliyetçiliğin merkezi İstanbul'da partimiz, HDP'nin gerisinde kaldıysa ortada bir zafer göremiyorum" tweeti nedeniyle partiden ihraç edildi. Sonrasında açtığı davayı kazanan Sinan Oğan partisine geri dönme hakkı kazandı. Peki onun ihraç edilmesini gerektiren ne vardı orada? Bir kişi hür iradesiyle görüşünü belirtemez mi? Yine MHP'den Meral Akşener'in sırf biraz sivrildi diye 1 Kasım seçimlerinde aday gösterilmemesi de başka bir hata olarak tarihe geçti. Sadece MHP değil AKP, CHP ya da hangi parti olursa olsun hepsinde liderden zerre kadar farklı düşünme hakkına sahip değilsiniz. Üstelik tüm bu partiler de demokrasi sözünü hala kullanabiliyorlar. Neyse biz asıl konumuza dönelim. Aynı konu maalesef spor dünyasında da kendisini gösteriyor. Örneğin Fenerbahçe'de kim muhalif olmaya kalkarsa anında hain damgası yiyor. Peki, herkes yöneten kişiyle aynı doğrultuda düşünmek zorunda mı? Ersun Yanal bu takımı Nisan ayında şampiyon yaptı ancak kovulurcasına gönderildi, yetmedi zaten Galatasaray kötüydü, hem takımı futbolcular şampiyon yaptı denildi. Zico bu takıma Şampiyonlar Ligi'nde tarihindeki en önemli başarıyı yaşattı ancak kovulurcasına gönderildi ve arkasından zaten teknik direktör değildi, takımı biz motive ediyorduk, prim dağıtıyorduk denildi. Sadettin Saran yönetimden ayrıldı, Fenerbahçe'ye ihanet ediyor denildi, kulüpten ihraç edildi. Alex de Souza ayrıldı, zaten para için 10 takla atıyordu, kaptanlığı hak etmiyordu denildi. Aykut Kocaman takımdan ayrıldı, onunla ilgili soru geldiğinde zaten 5 defa istifa etmişti başka lafa bakalım denildi ve yok sayıldı. Oğuz Çetin ayrıldı, zaten paraya düşkündü, takımda gruplaşma oluşturuyordu denildi. Emre Belözoğlu gibi 3 Temmuz ve 4 Nisan olaylarında taşın altına elini sokan bir isim bile ayrılacağını medyadan öğrendi ve ayrılmak zorunda kaldı. Hakan Bilal Kutlualp yönetimden gitti, arkasından tüm planların içinde o da vardı Fenerbahçe'ye ihanet ediyor denildi. Genç Fenerbahçeliler grubuna "paralı köpekler" diye bağırdı ve kombinesi olanlar dahi stada alınmadı. En son bir taraftara, "içeride etkinlik var git 3 ten sonra gel" denildikten sonra taraftar ürün almak isteyince, "buraya bırakmıyorum seni gelme lan git başka yerde al" denildi. Tüm bu saydığımız örnekleri fazlalaştırmamız mümkün. Şimdi, insana derler ki, hep sen haklısın da hep mi gidenler haksız.. Ya da hep sen doğrusun da hep mi gidenler yanlış.. Sadece Fenerbahçe'de değil Trabzonspor ve kulüplerin çoğunda da eleştiri yapan kişiler mantıklı da olsa ihraç ediliyorlar ve hain damgası yiyorlar. Kavuşmak kadar ayrılıklar da sporun bir parçasıdır. Övgü kadar yergi de sporun bir parçasıdır. Sadece sporun değil hayatın bir parçasıdır. Maalesef ülkemizde bu biat kültürü sürdükçe.. Kurumlara değil de kişilere gönülden bağlı topluluklar olduğu sürece.. Ne eleştiri kültürü yerleşebilir ne de empati yapılabilir..

YORUMLAR

  • 0 Yorum