Süreci değerlendiren Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgedeki sismik aktivitenin yeni bir durum olmadığını vurguladı. Pampal'a göre; bölgedeki asıl kırılma zinciri 2020 yılında yaşanan 6.5 büyüklüğündeki Sivrice-Pütürge depremiyle başladı. O dönemde açığa çıkan devasa enerjinin güneye doğru transfer olduğunu belirten Pampal, bu durumun 6 Şubat felaketlerine (Hatay ve Ölü Deniz Fayı'na kadar uzanan risk zincirine) zemin hazırladığını hatırlattı.
"Pütürge Sarsıntıları Bizi Çok Kaygılandırmaz"
6 Şubat'taki ikinci büyük depremin etkilerinin Malatya'ya kadar uzandığını belirten uzman isim, şehirde yaşanan 4 ile 5 büyüklüğü arasındaki bağımsız veya artçı sarsıntıların olağan olduğunu söyledi. Pampal, "Kırılmış olan ana fayın çevresindeki tali faylar bu tarz küçük sarsıntılar üretebilir. Pütürge civarı bizi çok kaygılandırmaz" diyerek asıl odaklanılması gereken noktayı işaret etti.
Usta İsimden En Güçlü Uyarı: "Beni En Çok Korkutan Yedisu Fayı"
Malatya ve Ovacık faylarının bölgedeki en aktif faylar arasında yer aldığını ve ne zaman deprem üreteceklerinin kesin olarak bilinemeyeceğini belirten Pampal, asıl endişe kaynağının Yedisu Fayı olduğunu açıkladı.
Pampal'ın deprem bekleyen bölgeler için yaptığı kritik uyarılar şu şekilde:
Tam Kesişim Noktasında: Yedisu Fayı, Bingöl ile Erzincan arasında yaklaşık 75-80 kilometrelik son derece kritik bir kuşakta yer alıyor. Burası, Doğu Anadolu Fay Zonu ile Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun kesiştiği nokta.
250 Yıllık Sessizlik: Bu fay hattı yaklaşık 200-250 yıldır kırılmadı ve üzerinde devasa bir stres birikmiş durumda.
7.4 Büyüklüğünde Potansiyel: Tarihsel deprem kayıtları incelendiğinde, Yedisu Fayı'nın geçmişte 7.4 büyüklüğünde yıkıcı depremler ürettiği görülüyor.
Böylesine büyük bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda, kırılmanın yaratacağı şiddetli etkinin Malatya ve çevre illeri de doğrudan vuracağı belirtiliyor. Uzmanlar, yapı stoklarının acilen gözden geçirilmesi ve deprem hazırlıklarının hızlandırılması konusunda uyarıyor.








