Çalışanların görev yerlerinin işveren tarafından değiştirilmesine ilişkin önemli bir yargı kararı verildi. Aynı şirkete ait farklı tesislerde, isteği dışında görevlendirilen ve ücretinde azalma meydana gelen bir teknisyenin başlattığı hukuk mücadelesi Yargıtay'a taşındı. Yüksek Mahkeme, çalışma koşullarında esaslı değişiklik oluşturan nakil işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargı tarafından değerlendirilebileceğine dikkat çekti.
Önce 400, Ardından 600 Kilometre Uzağa Gönderildi
Bir kamu şirketinde teknisyen olarak çalışan işçi, ilk olarak mevcut görev yerinden yaklaşık 400 kilometre uzaklıktaki başka bir tesise atandı. Daha sonra ise 600 kilometre mesafedeki farklı bir işyerinde görevlendirildi.Görev yeri değişikliklerinin yanı sıra maaşında da düşüş yaşayan çalışan, yaşananların hukuka aykırı olduğunu belirterek İş Mahkemesine başvurdu. Mahkeme, işçiyi haklı bularak eski görevine dönmesinin yolunu açtı.
Eski İşine Döndükten 3 Ay Sonra Yeniden Atandı
Mahkeme kararıyla önceki görevine dönen teknisyen, yalnızca üç ay sonra yeni bir nakil kararıyla karşılaştı. Şirketin İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı tarafından alınan kararla işçi, başka bir şehirde bulunan işletmeye gönderildi.Çalışan, söz konusu işlemin kendi isteği ve onayı dışında gerçekleştirildiğini savunarak yeniden dava açtı. İşçi, görev yeri değişikliğinin hukuka aykırı olduğunun belirlenmesini ve çalışma koşullarındaki değişikliğin durdurulması için ihtiyati tedbir uygulanmasını talep etti.
İşveren Nakil Kararının Yönetim Yetkisinde Olduğunu Savundu
Davalı şirketin avukatı, görev yeri değişikliğinin işletmesel bir karar olduğunu belirterek işverenin yönetim yetkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini öne sürdü.Şirket ayrıca nakil işleminin idari nitelikte olduğunu, bu nedenle uyuşmazlığın idari yargıda ele alınması gerektiğini savundu. İşverenin işletmesel kararlarının yerindeliğinin mahkeme tarafından denetlenemeyeceği de ileri sürüldü.Ancak İş Mahkemesi, çalışanın rızası alınmadan başka bir termik santrale gönderilmesinin çalışma şartlarında esaslı değişiklik oluşturduğuna hükmederek davayı kabul etti.
Üst Mahkeme Davayı Reddetti
İş Mahkemesinin kararına itiraz eden şirket, dosyayı istinafa taşıdı.Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), 4857 sayılı İş Kanunu'nda işverenin yönetim hakkı kapsamında gerçekleştirdiği işyeri veya görev değişikliğinin iptaline yönelik özel bir dava türü bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını kaldırdı.BAM, yeniden hüküm kurarak işçinin açtığı davayı reddetti. Bunun üzerine çalışan, hakkını aramak için dosyayı Yargıtay'a taşıdı.
Yargıtay Son Sözü Söyledi: Hukuka Aykırılık Tespit Edilebilir
Dosyayı inceleyen
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin gerçekleştirdiği nakil işlemlerine ilişkin önemli bir hukuki değerlendirmede bulundu.Yüksek Mahkeme, işverenin nakil kararının doğrudan iptaline hükmedilemese bile hukuki yararın bulunması halinde söz konusu işlemin hukuka aykırı olup olmadığının mahkeme tarafından incelenebileceğini belirtti.Bu kapsamda Yargıtay, işçinin naklen atanmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesi gerektiğine karar verdi.
Çalışanların Haklarını İlgilendiren Emsal Karar
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, nakil işleminin hukuka aykırılığının tespiti yerine davanın reddedilmesini hatalı bularak Bölge Adliye Mahkemesinin kararını bozdu.Karar, özellikle işveren tarafından rızası dışında farklı şehirlerde görevlendirilen ve çalışma koşullarında önemli değişikliklerle karşılaşan çalışanlar açısından dikkat çekici bir hukuki örnek oluşturdu.4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca, çalışma koşullarında esaslı değişiklikler kural olarak işçiye yazılı şekilde bildirilmeli ve işçi tarafından altı iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmelidir. İşçinin kabul etmediği esaslı değişiklikler, ilgili yasal şartlar çerçevesinde kendisini bağlamaz.Yargıtay'ın kararı, işverenin yönetim hakkının sınırsız olmadığını ve görev yeri değişikliklerinin koşullarına göre yargısal denetime konu olabileceğini bir kez daha ortaya koydu.