Fay Neden Duruyor? "Sakız Gibi" Kayaç Yapısı
Deprem denilince akla genellikle sert ve kırılgan kayaçlar gelir. Ancak Prof. Dr. Bektaş, Marmara çukurlarının altında bambaşka bir dünyanın olduğunu vurguluyor. Bu bölgelerde yer kabuğunun inceldiğini ve magmanın yüzeye yakın olması nedeniyle ısının arttığını belirten Bektaş, durumu şu çarpıcı benzetmeyle açıklıyor:
“Bu çukurlarda fay hattı ‘gevrek’ ve kırılgan değil; yüksek ısı nedeniyle adeta ‘sakız gibi’ sünek bir yapıda. Ayrıca bu bölgeler gaz ve su gibi akışkanlar bakımından çok zengin. Yüksek basınçlı sıvılar fay zonlarını yağlayarak kilitlenmeyi engelliyor. Enerji birikmek yerine ‘CREEP’ (sürünme) dediğimiz sessiz hareketlerle sönümleniyor.”
Tarihsel Kanıtlar: 1912, 1999 ve 2025
Prof. Dr. Bektaş, bu teorisinin geçmişte yaşanan büyük sarsıntılarla doğrulandığını ifade ediyor. Kırılmaların bu "doğal engellere" çarparak durduğunu belirten uzman, şu örnekleri sıralıyor:
1912 Mürefte Depremi ($M_{w}$ 7,4): İstanbul’a doğru ilerleyen kırılma Orta Marmara Çukuru’nda durdu.
1999 İzmit Depremi ($M_{w}$ 7,4): Batıya doğru ilerleyen enerji Çınarcık Çukuru engeline takıldı.
2025 Silivri Depremi ($M_{w}$ 6,2): Geçtiğimiz yıl (23 Nisan 2025) yaşanan sarsıntının İstanbul’a yürümesini Kumburgaz Çukuru engelledi.
"Ana Marmara Fayı Parçalı Kırılıyor"
Bu bariyer mekanizması sayesinde İstanbul için korkulan "tek seferde tüm Marmara'nın kırılması" senaryosu, Bektaş’ın analizine göre zayıflıyor. Çukurların enerjiyi sönümlemesi, ana fay hattının tek parça değil, segmentler halinde (parçalı) kırılmasına neden oluyor. Bu da açığa çıkacak toplam enerjinin tek bir büyük felaketten ziyade, zamana yayılan veya daha sınırlı kalan sarsıntılar şeklinde yaşanabileceği anlamına geliyor.






