Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları İçin Açıklama Geldi
Türkiye'nin dört bir yanında, henüz çocuk yaşta sanayi sitelerinde, atölyelerde ve işletmelerde "sigortan yapıldı" denilerek çalıştırılan binlerce vatandaş, bugün büyük bir hukuk ve adalet mücadelesi veriyor. 3308 sayılı kanun kapsamında ellerine verilen sigorta kartlarının emeklilikte "geçersiz" sayılması, milyonlarca kişiyi "Staj ve Çıraklık Sigortası Mağduru" haline getirdi.
"Kayıt Var Ama Hak Yok!"
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu tarafından yapılan son açıklamalar, sorunun vahametini bir kez daha gözler önüne serdi. Federasyon yetkilileri, o dönem yapılan girişlerin sadece "iş kazası ve meslek hastalığı" ile sınırlı tutulduğunu, uzun vadeli sigorta kollarına prim yatırılmadığı için bu başlangıçların emeklilik hesabına dahil edilmediğini vurguluyor.
Mağdurlar bu durumu şu çarpıcı cümleyle özetliyor: "Elimizde resmi bir sigorta kartı var ama sistemde geçerliliği yok. Adeta hayalet bir başlangıçla yaşıyoruz."
Sokaktan Meclis Koridorlarına Adalet Arayışı
Mağduriyet sadece kağıt üzerinde kalmıyor. İstanbul’dan Antalya’ya, Osmaniye’den Ankara’ya kadar pek çok şehirde örgütlenen stajyer ve çıraklar, meydanlarda seslerini duyurmaya çalışıyor. Federasyonun çağrısı ise oldukça net:
Emeklilik Başlangıcı: Zorunlu staj ve çıraklık dönemindeki giriş tarihleri, emeklilik hizmet başlangıcı olarak kabul edilmeli.
Eşitsizliğin Giderilmesi: Sosyal güvenlik sistemindeki bu ayrımcılık sona ermeli.
Yasal Güvence: Siyasi vaatler yerini somut bir kanun teklifine bırakmalı.
Uzmanlar Ne Diyor?
Sosyal güvenlik uzmanlarına göre mevcut sistemde büyük bir boşluk var. Stajyerlerin o dönemde fiilen çalıştığı, üretim yaptığı ve ekonomiye katkı sağladığı bir gerçek. Ancak mevcut mevzuat, bu çalışmaları "eğitim süreci" olarak gördüğü için yaşlılık sigortası primlerini kapsam dışı bırakıyor. Bu durum, aynı yaşta olup normal işe başlayan biriyle, çıraklık yaparak meslek öğrenen genç arasında yıllarca süren bir emeklilik farkı yaratıyor.
Gözler TBMM’de: Çözüm Mü, Siyaset Mi?
Bugüne kadar pek çok siyasi parti temsilcisi seçim meydanlarında ve meclis kürsülerinde bu sorunu çözme sözü verdi. Ancak mağdurlar artık "söz" değil, "yasa" istiyor. Federasyon, bu konunun siyasi bir polemik malzemesi olmaktan çıkarılıp bir devlet politikası olarak ele alınması gerektiğini savunuyor.
"Biz kimseyi suçlamıyoruz; sadece çocuk yaşta döktüğümüz alın terinin karşılığını istiyoruz" diyen milyonlarca vatandaşın kulağı şimdi Meclis’ten gelecek o müjdeli haberde.