Çocukluk Cenneti
Mahfi

Çocukluk Cenneti

Reklam

Çocukluk yılları yaşantılarımızın en pürüzsüz, en sade ve en içten yıllarıdır. İnsan, büyüdükçe bunların hepsini kaybetmeye mahkumdur. Çünkü büyüdükçe kendi özünden uzaklaşan insan, yaşamın kendisine sunduklarını istese de istemese de kabul etmek zorunda kalır. 

Yaşamı özünde içselleştiren insan, acılarıyla tatlılarıyla yaşamı kabullendiğinden dolayı mutlu olurken, yaşamı siyaset gibi algılayan insan ise sürekli çıkarlarını gözettiğinden, sürekli bir tedirginlik içerisinde olduğundan ve en yakınındakine dahi güvenmediğinden dolayı mutsuz olur.

İnsan büyüdükçe sadece huyları değil, yaşantısı da değişir. Bu değişime ayak uyduramayan insanların ruhunda kabuk bağlamayan yaralar açılır. Kusur ise özde aranmak yerine dışarıda aranır. Bu yüzden insan, değişenin kendisi olduğunun farkına varamaz.

İnsan, bitmek tükenmek bilmeyen arzularına ket vurmasını öğrendiği, çevresine yaranmaktan daha çok kendisini geliştirmenin peşinde koştuğu zaman çocukluk cennetindeki o güzel duygularına yeniden kavuşabilir.

Çocukluk yıllarımızı yaşarken olmamız gereken noktada bulunduğumuz için yaşamımızın çocukluk yıllarına ‘çocukluk cenneti’ olarak bakarız. İnsan, büyüdükçe olması gereken noktadan uzaklaştığı için cennetten, cehenneme yolculuğu başlar. O cehennemin sıcaklığı ruhunu yakmaya başladığı zaman ruhunu serinletmek için savunma mekanizmaları denilen zırhlarla kendini donatır. Bir bakıma bu zırhlarla beynini uyuşturarak, kendini kandırarak bir yaşam sürmeye başlar.

İnsanın yaşamda ihtiyacı olan en büyük şey samimi dosttur. Bu dost öylesine samimi olmalıdır ki yaşamın aynası olmalıdır. Tıpkı ayna gibi eğriye eğri, doğruya doğru demelidir. İnsan, gerçek benliğinden uzaklaştığı zaman hiç çekinmeden ikaz edebilmelidir.

Büyümek, yaşamın cehennem tarafına yapılan yolculuk olmamalıdır. Çocukluk yıllarında en büyük değeri kendisine veren insan, büyüdükçe bu değerin yitip gitmesine izin vermemelidir. Büyüdükçe yaşam, değersiz bir yük haline gelmemelidir. İnsan, büyüdükçe hayallerini yitirmemelidir.

İnsan büyüdükçe kendine verdiği değeri yitirirse kendi yaşamından çalarak sahte bir benlik inşa eder. Sonra gerçek benliğine verdiği değerden çalarak sahte benliğine değer yükler. Sonunda bir çıkmazın içerisine düşen insan, zorunlu olarak geriye döndüğünde kendi yaşamının hırsızı olduğunu anlar. 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Danla Bilic ve Aşkım Kapışmak Arasındaki “Şeref” Kavgası Mahkemeye Taşındı
Danla Bilic ve Aşkım Kapışmak Arasındaki “Şeref” Kavgası Mahkemeye Taşındı
Heyecan Dorukta! Nefes Nefese 4. Yeni Bölüm Fragmanı Yayınlandı!
Heyecan Dorukta! Nefes Nefese 4. Yeni Bölüm Fragmanı Yayınlandı!