Eteğimizdeki Taşlar

Eteğimizdeki Taşlar

Ölümü erteliyoruz, belki de kıyameti. Üç günlük dünya diyoruz da su gibi akıp giden vaktin kıymetini bilmiyoruz. Koca dünyanın küçücük şehirlerinde kendi sessizliğimize sığınmışız. Kendi sessizliğimiz içerisinde çaresizliğimize bakıyoruz. Düşmüşüz kendi gölgemizin peşine kendi merkezimizden uzaklaşıyoruz. Oysa hayat çok uzağımızda değil, tam karşımızda duruyor. Ama gölgemizi aşıp da iyi bir rüya gibi gelip geçecek o hayatın içerisine kendimizi atamıyoruz.

Bizlere saygıda kusur etmemeyi öğretenler, neden yaşamayı öğretmedi ki? Yaşamayı öğrenenler, zaten saygıda kusur etmezdi. Çünkü onlar, en başta kendilerine saygı duyarlardı. Ama yaşamayı bilmeyenler, kendilerinden başka herkese saygı duyuyorlar. Bunu da içlerinden geldikleri için değil, reklam olsun ve etrafta saygılı insan densin diye yapıyorlar.

Kendisine saygısı olmayan insanların en büyük kusuru ise yaşamda yapabileceklerinin farkına bir türlü varamamaları ve insanlığa hizmet edememeleridir. Yaşam, onlar için upuzun bir koridordan ibarettir. O koridorda ilerlerken de sadece yaşarmış gibi yaparlar. Aslında yaşama dair fikirleri, insanlığa hizmet noktasında gerçekleştirmek istedikleri icraatları vardır. Yok değil. Yok olan cesaret. Nedense kendilerine cesareti bir türlü yakıştıramazlar. Bunun içinde etraflarında yaşamlarını yönetecek birilerini ararlar. Buldukları vakit de onların verdiği malzemeye göre yaşarlar. Yani yavan bir yaşantı, ama onlar, hiç bilmezler.   

Yaşamak, yaşamın içerisinde her daim bulunmak değildir. Yaşamak için bazen gitmek gerekir. Hani inzivaya çekilmek derler ya bizlerinde ara sıra inzivaya çekilip kendimizi sorgulamamız, kendimizi yontmamız gerekir. Yaşama kokumuzun sinmesi için yaşam adisyonunda birikenlerin hesabını ödememiz gerekir.

Yaşama karşı tok olmalıyız. Beklediğimiz yarınlar bir türlü gelmiyor diye üzüleceğimize bugünün kıymetini anlamalıyız. Zaten soğuk olan yaşama gözlerimizle değil, yüreğimizle bakmalıyız ki yaşamlarımızı ısıtalım. Yaşam yolculuğunda yalnızsak farklılıklar, bizleri farklılaştırdığı içindir.

Sonuçta yaşamlarımızı çıkmaza sokan başkaları değil, kendi eteğimizdeki taşlardır. Bu nedenle her şeyin bittiği yerde bizim gibi mecali kalmamış cümlelerle kendimizi savunacağımıza, eteğimizdeki taşları dökelim. İşte o zaman küllerimizden yeniden doğabiliriz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Müge Anlı 14 Mayıs 2019 Canlı Yayında Çileden Çıktı: Sen Bunu Dayının Karısına Nasıl Yaparsın Oğlum!
Müge Anlı 14 Mayıs 2019 Canlı Yayında Çileden Çıktı: Sen Bunu Dayının Karısına Nasıl Yaparsın Oğlum!
Dilber Ay’ın Yaşadığı Mahalleye Ölüm Haberinin Ardından Hüzün Çöktü
Dilber Ay’ın Yaşadığı Mahalleye Ölüm Haberinin Ardından Hüzün Çöktü