Gerisi Angarya
Mahfi

Gerisi Angarya

Kendimizi hissedemiyoruz. İnsanları hissedemiyoruz. Doğayı hissedemiyoruz. Dolayısıyla yaşamı hissedemiyoruz. Duygularımız, yaşamlarımızın tercümanı değil. Bu yüzdende yaşamın gerçekleriyle yüzleştikçe acımasız oluyoruz. Çocukluğumuzda gözümüze toz pembe görünen dünyada deneyim kazandıkça kendimizi kaybettiğimizden yaşamlarımıza nüfuz edemiyoruz.

Gül, şu dünyada herkes tarafından sevilen bir bitkidir. Ama güle giden yol dikenlerle örülüdür. Dikkat edilmediği takdirde güle giden yolda ten delik deşik olur ve can çok fena yanar. Yaşamda mutluluğa giden yolda aynı güle giden yol gibi dikenlerle örülüdür. Bu dikenlere dikkat edilmediği takdirde mutluluk, insanlardan her daim uzak olacak ve yaşam, insanların canını çok fena yakacaktır.

Bu dikenler neler mi?

İlk başta moda desek herhalde hiç kimse yadırgamaz. Moda, yaşamlarımıza öylesine nüfuz etmiş ki yaşamlarımıza moda yön veriyor. Yaşamlarımızın anlamı olmuş. Eskiden beri söylenen bir söz vardır. İnsan, kendisine rağmen kendisi olmayı başaramadıkça başarıyı yakalayamaz. Bu sözü, modaya rağmen kendisi olmayı başaramadıkça desek ve modanın, insanın kendisinin dahi önüne geçtiğini ifade etsek ne düşünürsünüz?  

Şöyle bir mağazaları gezdiğiniz zaman vitrinlerin görkemi altında kaliteli ve kalitesiz her türlü mal, gözünüze kaliteli görünür. Günümüz insanlığının yaşam tarzı içinde vitrin tarzı diyebiliriz. Dışarıdan bakıldığı zaman göz kamaştırsa da bir iki ahbaplık ettiğinizde hiçbir cazibesinin, hiçbir yeteneğinin olmadığı anlaşılıyor. Vitrin tarzı yaşamlarda sürdürülen sahte hayatlar, kendisiyle hayatlarında bir kez dahi buluşamamış insanlar, kaybolan zaman, yitip giden ömür, düşüncenin olmadığı anlamsız muhabbetler ve tüm bunlardan ıstırap duymayan bir insanlık...

Günümüz teknolojisinin dehası olan internet. İnternetin insanlara sunduğu sanal dünya ve o sanal dünyanın yaşamlarımızdan çaldığı gerçeklikler. Kendimizi sanal dünyada var etmeye çalışırken, gerçek dünyada bir hiç olduğumuzu maalesef fark edemedik. Kendimize giden yolu karartan sanal dünya ile kendimizi öyle bir özdeşleştirdik ki yalnızlığımızı dahi kucaklayamadık ki acılarımızı, ıstıraplarımızı kucaklayarak kendimizi var edelim.

Burada sayamayacağımız nice dikenlerle örülü yaşamlarımız. Bu değinilenler için ergenek dikenleri diyebiliriz. Bu ergenek dikenleri sayesinde tıpkı elbise bedenleri gibi kategorize edilen duygularımız, bizlere içten ağlamayı, tebessüm etmeyi dahi unutturdu. Gerisi angarya.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Müge Anlı 14 Mayıs 2019 Canlı Yayında Çileden Çıktı: Sen Bunu Dayının Karısına Nasıl Yaparsın Oğlum!
Müge Anlı 14 Mayıs 2019 Canlı Yayında Çileden Çıktı: Sen Bunu Dayının Karısına Nasıl Yaparsın Oğlum!
Dilber Ay’ın Yaşadığı Mahalleye Ölüm Haberinin Ardından Hüzün Çöktü
Dilber Ay’ın Yaşadığı Mahalleye Ölüm Haberinin Ardından Hüzün Çöktü