Yazı mı Tura mı?
Mahfi

Yazı mı Tura mı?

Sanki dünyaya gelmeden yaşanması gereken her şeyi yaşamış ve yaşanacak hiçbir şey kalmamış gibi vakit doldurup gitmenin peşindeyiz. Bu vakti doldururken de başımıza bir iş gelmesin diye zihnimizde çizdiğimiz sınırların içerisinde yaşıyoruz. Halbuki o sınırların dışına kendimizi bir atabilsek asıl yaşanması gerekenleri yaşamadığımızı göreceğiz.

Daha yaşamın başında bitti demeyi insanoğluna hiç yakıştıramadım. İnsan, hangi yaşta olursa olsun her güneş doğduğunda yaşama yeni başlıyormuş gibi hissetmeli kendisini. Yaşama her yaşta dokunabilmeli, hayatn içerisine karışabilmeli, ne yaşadım ki şu hayatta diye düşünmemeli. Bu hayatta bir sürü şey yaşadım ve yaşayacak daha çok şeyim var diyebilen insanlar lazım insanlığa.

Yaşamdaki isteklerimizi bir bir sıraya dizmişiz. Yaşamayı ise en sona koyduğumuz için yaşamaya bir türlü sıra gelmiyor. İnsanlığın içi yangın yeriyse yaşanması gerekenleri yaşayamadığı içindir. O kadar lüzumsuz şeylerle meşgul oluyoruz ki hani laf olsun diye yaşamak deseler bu kadar olur.

Acaba insan, yaşanması gerekenleri yaşadıkça geriye yaşanması gereken bir şey kalmayacağından mı korkuyor?

Böyle bir korku içerisindeyse insanlık, şunu çok iyi bilsin ki yşanmamışlıklar bir gün gelir insanın yüreğinde yara olur. Sızladıkça sızlar yürek. Nefesi kesilir gibi olur insanın. Ama çare yok. Uzun yaşam yolculuğunda çıkınlarımızı doldurmaya çalışırken yaşamayı ertelemeyecektik. Erteleye erteleye geldiğimiz noktada gönüller kırık.

Sadece kendi gönlümüz mü?

Çıkınlarımızı doldurmaya çalışırken kırdığımız gönüller.

O gönüller ne olacak?

Hiçbir hükmü olmayacak mı?

Yaşanması gerekenlerin hepsi bir kenarda duruyor. Yaşanmaması gereken ne varsa neredeyse hepsini yaşayarak ömür tükettik. Yağmur yağarken yere düşen damlalarına bakın. Bir yağmur damlası yere temas ettiği anda bir sürü parçalara ayrılıyor. Bizler de yere temas eden yağmur taneleri gibi bir sürü parçalara ayrıldık. Ne var ki hiçbir parçamız yaşamla temas etmedi. Keşke o bir sürü parçadan biri yaşamla temas etseydi. İşte o zaman yaşamanın ne demek olduğunu anlardık.

Yaşamla adeta yazı tura oynadık. Hangimizin yazı, hangimizin tura dediği önemli değildi. Çünkü para dik gelmiş ve hem yaşam, hem de biz kaybetmiştik.

Yaşama daima kendi penceremizden baktık. Her şeyi kendi dünyamıza göre yorumladık. Sabırsız davrandık. Bencilliği kendimize dünya kafesi yaptık. Ve o kafesin içerisinde yitip gittik. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Müge Anlı 14 Mayıs 2019 Canlı Yayında Çileden Çıktı: Sen Bunu Dayının Karısına Nasıl Yaparsın Oğlum!
Müge Anlı 14 Mayıs 2019 Canlı Yayında Çileden Çıktı: Sen Bunu Dayının Karısına Nasıl Yaparsın Oğlum!
Dilber Ay’ın Yaşadığı Mahalleye Ölüm Haberinin Ardından Hüzün Çöktü
Dilber Ay’ın Yaşadığı Mahalleye Ölüm Haberinin Ardından Hüzün Çöktü