Makine Gibi

Makine Gibi

Hepimiz, birbirinin tıpkısı günler yaşıyoruz değil mi?

Sadece günler olsa yine iyi. Şöyle bir dönüp de akıp giden senelere bakarsak onlarda birbirinin tıpkısı gibi. Sanki insan değil de programlanmış bir makine gibiyiz. Artık alışkanlık haline gelen günlük rutinlerimiz bizleri hiç sıkmıyor. Öyle ki haftalık tatil günümüzde ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Hatta canımız sıkılıyor ve tatil bitse de günlük rutinlerimize geri dönsek diye sabırsızlanıyoruz.

Emekli olan insanların birden bire çökerek dünyadan göç etmelerinin sebebini makine gibi yaşamlara bağlayabilir miyiz bilmiyorum ama yıpranmış bir makinenin atıl duruma gelmesi gibi emeklilerin de yaşamdan birden kopmaları birbirine ne kadar benzer.

İşin özüne baktığımızda yaşamlarımızda öylesine güçlü olmak istiyoruz ki alıp yürümek ve acizlik içerisinde boğulmak istemiyoruz. Ancak yaşam çizgimizi bu yönde çizmek için birilerinin kanatlarının altına sığınıp yaşamaktansa kendi kanatlarımızla uçmamız gerekiyor. Yani kendi ruhumuzun resmini kendi ellerimizle resmetmediğimiz sürece makine gibi hayatlar yaşamaya mecburuz.

Makine gibi hayatlar yaşayan insanların en büyük özelliği yaşamlarına dair verdiği hükümlerin zıtlıklar içermesidir. Gönül başka yöne akmak istiyor ama kanatları altına girdiği insanların sözünden dışarıda çıkamıyor. İç dünyasında sürekli bir çatışma hakim. Bu çatışmanın insanı götürdüğü nokta ise kendisini küçük görme.

Makine gbi yaşamların insana yaptığı en büyük kötülük ise insanları çift şahsiyetli yapmasıdır. İnsanın bir kendisine ait şahsiyeti, bir de dışarıda yaşamak zorunda olduğu hayatın ve omuzlarındaki ağır sorumluluğun kendisine yüklediği şahsiyet. Şahsiyetler arasında yapılmak istenen bir tercih. Kendi şahsiyetimizi tercih etsek yarı yolda kalacağız, diğer şahsiyeti tercih etsek kendimizden olacağız. Sonuç büsbütün çıkmaz ve bu çıkmazın içerisinde zavallı bir yaşam.

Makine gibi yaşamların suçunu hep başkalarında arıyoruz, başkalarına kızıyoruz ama asıl kendimize kızmalıyız. Çünkü kendimizi tanımıyoruz. İçimizi keskin ve açık bir şekilde göremiyoruz. Kırgınlıklarımız, üzüntülerimiz, hiddetlerimiz hep bilinmeyen taraflarımızadır.

Kendimizi tanıdığımız ve attığımız adımları bildiğimiz sürece bizi bir başkasının sarsmasına imkan var mı?  

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Müge Anlı ile Tatlı Sert 4 Kasım 2019 Nilgün Şimşek olayında son durum
Müge Anlı ile Tatlı Sert 4 Kasım 2019 Nilgün Şimşek olayında son durum
Müge Anlı 14 Mayıs 2019 Canlı Yayında Çileden Çıktı: Sen Bunu Dayının Karısına Nasıl Yaparsın Oğlum!
Müge Anlı 14 Mayıs 2019 Canlı Yayında Çileden Çıktı: Sen Bunu Dayının Karısına Nasıl Yaparsın Oğlum!