Bahçemizdeki Güzel Çiçekleri Çiğnerken...
Mahfi

Bahçemizdeki Güzel Çiçekleri Çiğnerken...

Reklam

Yaşantılarımız sadece temkinli bir yürüyüşten ibaret. İnsanlarla, hatta dostlarla ilişkilerimiz mesafeli. Aşık olacağımız insanı dahi seçiyoruz.

Kriter maddiyat.

Erkekler için memur olması ayrı bir önem arz eder. Kızlar için en önemli kriter zengin olması. Bu kriter bir türlü gerçekleşmiyorsa o zaman iyi bir meslek sahibi olacak. Sanki duygularımızla değil de algılarımızla aşık oluyoruz.

Pardon! Aşık olmuyoruz. Seçmece karpuz gibi eş seçiyoruz. Ondan sonra aile mahkemeleri iş yoğunluğundan geçilmiyor. Geçilmez tabii. Seçmece karpuz gibi eş seçersen o karpuzun içi bir gün geçer.

Kendi sesimize dahi tahammül edemeyen insanlar haline gelmişken, kendi duygularımıza tahammül etmemizi kimse beklemesin. Kendimize dahi öylesine uzağız ki bir başkasının sevgi bahçesinde gezinmeyi hazmedemiyoruz.

Nasıl hazmedeceğiz ki kendi bahçemizdeki güzel çiçekleri, yani dostlarımızı dahi bir bir çiğnerken?

Kendi bahçemizdeki güzel çiçekleri çiğnediğimiz için olacak ki yaşam denilen yolda yürürken dahi ayağımız takılıyor, sendeliyor ve yere kapaklanıyoruz.

Nasıl koşacağız ki?

Uçmak ise hayal. Ayaklarımız yerden kesilirse bir korku sarar ruhumuzu, cesaretlenmek için kokusuyla ruhumuza dinginlik verecek bir çiçek ararız. Ama bir bakarız ki o güzel çiçeklerin hepsini çiğnemişiz.

‘Eyvah!’ deriz. Ama bu ‘Eyvah!’ öyle bir eyvahtır ki bir ölünün mezarda kafasını kaldırıp tahtaya vurduğu anda dediği ‘Eyvah!’ gibidir.

‘Eyvah!’ ölen benmişim.

Evet dostlar, ölen bizleriz. Kendimizi dahi tanımayan, kendisine dahi tahammül edemeyen, bahçesindeki güzel çiçekleri hiç acımasızca çiğneyen, duygularımıza dahi tahammül edemeyen bizleriz. Titreyip kendine gelmekten ve kendisi ile baş başa kalmaktan korkan bizler, soğuk sularda yüzmeye cesaret edemiyoruz.

İnsanları kategorileri ayırıyoruz. Sonrada en üst kategoriye kendimizi yerleştirmek için bahçemizdeki güzel çiçekleri hiç acımadan çiğniyoruz. Ondan sonrası kendi ıssız adamızda paylaşıma kapalı donuk bir yaşam. Daha doğrusu bir türlü memnun olmadığımız mutsuz bir yaşam.

Bahçemizdeki en güzel çiçekleri yaşamlarımızın en narin parçası olarak görmediğimiz, köprüleri yıkıp, gemileri yaktığımız sürece kendi esaretimizin mahkumu olmaktan kurtulamayacağız. Kendimizi özgür zannedeceğiz ama özgürlüğün tadını gerçek manada hiçbir zaman tadamayacağız.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Deniz Çakır Hakkında Flaş Gelişme! 1 Yıla Kadar Hapis Cezası İstendi!
Deniz Çakır Hakkında Flaş Gelişme! 1 Yıla Kadar Hapis Cezası İstendi!
Survivor 7 Nisan 2019 Kim Kazandı? Survivor 2019 7 Nisan Eleme Adayları
Survivor 7 Nisan 2019 Kim Kazandı? Survivor 2019 7 Nisan Eleme Adayları