Maske Düşünce
Mahfi

Maske Düşünce

Reklam

Her doğum, yaşama bir davettir. Her ölüm ise bu davetin sona ermesi. Çoğu insan, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde anlamasa da yetişkinlik dönemine geldiği zaman yaşama neden geldiğini sorgulamaya başlar. Bu sorgulama çözülemeyen bir bilmece haline geldikçe de insan gerginleşir. Bu gerginliğin üstesinden gelemeyince de kendisine uygun olan bir maske takarak kendisini rahatlatır.

Meltem’de mutlu geçirdiği çocukluk ve ergenlik dönemlerinin ardından yetişkinlik dönemine gelmiş ve dünyadaki varlığının nedenini sorgulamaya başlamıştı. O, yaşamının hiçbir döneminde dibi görmese de her insan gibi kendisine ait korkuları vardı. İnsanları samimiyetsiz bulduğundan dolayı insanlara içini olduğu gibi açamıyor ve adeta üzerine yapışıp kalan korkularının esiri olarak yaşıyordu.

Samimi şekilde düşündükçe ve bu düşüncelerini dile getirdikçe yaşamda mutlu olamayacağını ve korkularının esiri olmaya mahkum olduğunu anlayan Meltem, mutluluğun formülünü aramaya başladı. Yaşamın kendisini iyice bunalttığı bir gün, o güne kadar yapmadığı bir şey yaparak yüzüne bir maske taktı. Bu maske, yaşama karşı beslediği samimi düşüncelerini bir anda tırpan gibi biçse de korkularını da yok etmişti. Daha düne kadar yadırgadığı iki yüzlülükten bugün hiçbir rahatsızlık duymuyordu. Yüzüne taktığı maskeyi bir tek yatağına girdiği zaman çıkarıyordu. En azından uyumadan önce kendisiyle yüzleşme cesaretini şimdilik kaybetmemişti. Bu yüzleşme esnasında insanlara karşı olan samimiyetsiz tavırlarını düşündükçe çok acı çekiyordu. Sanki bir şey geliyor ve göğsünün tam ortasına oturuyordu. Nefesini kesenin yetersizlik hissi olduğunu bilse de o hiç değilse yatağında maske takmak istemiyor, kendisine ait olmak istiyordu.

İnsanlara karşı kullandığı maske yaşamındaki kara bulutları gün boyu dağıtsa da iç dünyasında yaşamış olduğu sıkıntılardan sadece kaçtığının farkındaydı. Meltem, önceleri dış çevresine karşı kullandığı maskeyi zamanla ailesine karşıda kullanmaya başlamıştı. Bu durumdan rahatsızlık duysa da maskenin benliğine katmış olduğu güç hoşuna gidiyordu. Maskeyi taktığı zaman kendisini kendinin bile tanıyamadığı bir başka ‘Ben’ oluyordu. Ama bundan dolayı kendisini suçlamıyordu.

Niye mi?

Çünkü küçükken ailesi tarafından bir dediği iki edilmeyecek tarzda el bebek, gül bebek, büyütülmüştü. Yaşamında yetersizlik hissi gibi bir durumu hiç yaşamamıştı. Suç, ceza, haklı, haksız nedir bilmezdi. Yaşam ise ailesinin ona verdiklerini verememişti. O da ailesinin, kendisine verdiği imtiyazları tekrar elde edebilmek için maske takmayı tercih etmişti. Bu maske, onun yaşama karşı verdiği savaştaki en önemli silahı olmuştu.

Maskenin benliğine katmış olduğu güçle kendini sürekli haklı görmeye başlayan Meltem, ailesi tarafından kendisine cömertçe verilen ama yaşamın kendisine tanımadığı tüm imtiyazları bu maske sayesinde yeniden elde etmişti. Bu yüzden maskeyle öyle bir özdeşleşmişti ki maske, kişiliğinin bir parçası olmuştu. Yitirdiği mutluluğu maskesinde bulmuştu demek yanlış olmaz.

Ancak taktığı maske kaybettiği mutluluğu ona geri getirse de kişiliğini elinden almıştı. Eskiden kendisi gibi dürüstçe yaşayan, düşüncelerini dürüstçe ifade eden arkadaşlarını korkaklıkla suçluyor ve onlarla ilişkide bulunmak istemiyordu. Oysa kendisi korkaklığını maskesinin altına gizlese de taktığı o maskeyi kendisi de unuttuğu için kendisini dünyanın en cesur insanı olarak görüyordu.

Meltem, artık eski Meltem değildi. Kendinden kopmuş, insanlara tepeden bakan, uzlaşmacı tavrını yitirmiş, hiçbir eleştiriyi kabullenmeyen, adeta maskenin hışmına uğramış lanetli biriydi. Böylelikle günler ayları, aylar ise yılları kovaladı.

Çocukluk, ergenlik, gençlik, orta yaşlılık derken Meltem için yaşlılık dönemi gelip çatmıştı. Saçları kırlaşmış, derisi büzülmüştü. Bir gün aynanın karşısında bu halini izleyen Meltem’in, yaşadığı hayat bir anda gözlerinin önünden şimşek gibi geçti. İçini bir ürperti ve korku sardı. Onu en iyi şekilde kullanan yaşam, onu kendisiyle baş başa bırakmıştı. Sürdüğü samimiyetsiz yaşamın neticesinde etrafını sahtekar kişilikle dolu insanlar kaplamıştı. Artık hiç kimseye de güvenemezdi. Hiç kimseyle bir şeyini paylaşamazdı. En kötüsü de hiç kimse onu anlayamazdı.

Yaşamın son deminde maske artık düşmüştü. Meltem, yetişkinlik çağından beri sığındığı liman olan maskeyi en büyük düşmanı ilan etmişti. Artık kendisi olmak için çok geçti. Maske, düşünce dünyasının tüm kimyasını bozmuştu.

Ve Meltem, artık kendisi dahi olamayacağı bir dünyada nasıl yaşayacağına dair derin düşüncelere dalmışken, gök gürlüyor ve bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Keşke şu sokakları temizleyen yağmur, ruhumun kirlerini de temizleyebilse diye düşündü.

Ruhumun kirlerini!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
MasterChef Türkiye'den Diskalifiye Edilen Murat Özdemir'den Açıklama: Şu Geldiğim Hale Bak
MasterChef Türkiye'den Diskalifiye Edilen Murat Özdemir'den Açıklama: Şu Geldiğim Hale Bak
Mehmet Ali Erbil'den Kötü Haber! Yeniden Cihaza Bağlandı
Mehmet Ali Erbil'den Kötü Haber! Yeniden Cihaza Bağlandı