Kızıl Yaşam

Kızıl Yaşam

Havanın kararmasını dört gözle beklerim. Çünkü hava kararmaya yüz tuttuğu zaman içimdeki sen kıpraşmaya başlar. Yaşamın yorgun düşürdüğü gönlüm, bir tek seninle sohbet eder. Sohbet ettikçe rahatlar, dinlenir. Gönlüme o kadar iyi geliyorsun ki ellerinden tutamasam, tenine dokunamasam dahi gözlerinin hayalinde dinlenmek bile bana çok iyi geliyor.

Şöyle bir bakıyorumda senden sonra yaşam epey bir doldurmuş heybemi. Heybemdekileri ise hiç sorma. Heybemdekilerin, gönlümü yorgun düşüren acılar olduğunu anlamışsındır. Gerçi sen, heybeme değil de gözlerime baksan anlarsın yüreğimdeki acıyı. Şu beş para etmez yaşamda gözlerimden yüreğime yolculuk yapabilen bir sen varsın.

İstersen sana biraz insanları anlatayım;

İnsanlara bakıyorum da yaşamları azap olmuş. Nefes almak, adım atmak dahi insanlara zor geliyor. Gülmek ya da tebessüm etmek ise işkence. Gaflet içerisinde olan insanlar, vicdanlarının seslerine kulak veremediklerinden şerrin içerisindeki hayrı göremiyorlar. Şerre kafa yorarken, ruhları yorgun düşüyor. Umutlar tükenmiş, hayaller ise yitirilmiş.

İnsanlar, her şeyi zamana bırakmışlar. Şans ise en büyük tesellileri olmuş. Yaşamlarını nefislerinin pençelerine kaptıran insanlar, öyle acı çekiyorlar ki aldıkları her nefes bir mıh gibi yüreklerine saplanıyor. Kor bir ateşte demlenen yaşamların rengi kızıl. Rengi kızıl olan yaşamda ise ayağın taşa takılıp da sendeleyerek yere düşmeye gör. Bırakın elinizden tutup da birinin sizi kaldırmasını, kimse gözünüzün yaşına dahi bakmaz. Kızıl yaşamda zihinlerinin bulanıklığı ruhlarına yansımış olan insanlar, gökyüzünün ve denizin mavi, tabiatın yeşil olduğunu unutmuşlar. Dünyada mavi ile yeşilin dansına tanıklık edemeyen insanların kaderi ise acı çekmektir.

Bazen düşünüyorum da gönlümdeki sen kıpraşmasa, hani hava karardıkça. Yaşam herhalde çekilmez olurdu. Bu kızıl yaşamdan kopup, gözlerinin içinde kaybolmak geliyor içimden. Sadece gözlerine kitlenmek ve gözlerinde yaşamak. Bana ait olmayan gözlerinde hiç değilse misafir olmak.

Ama korkuyorum. Kızıl yaşamdan, insanlardan değil. Hani olur da bir gün gözlerinde misafir olursam, bana el gibi davranmandan korkuyorum. Ben, gözlerini sahiplenemesem de gözlerimi unutmuş olmandan korkuyorum.

Senin kalbin ve bakışların benim için o kadar farklı ki onların sayesinde nefes alıyorum. Onların sayesinde kızıl yaşamla savaşıyorum. Bırakma ellerimi, bırakırsan uçurumdan aşağı yuvarlanırım. Bırakırsan savaşı ben değil, kızıl yaşam kazanır. Oysa ben, kızıl yaşamın içerisinde değil, senin gözlerinde kaybolmak istiyorum.   

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Müge Anlı 14 Mayıs 2019 Canlı Yayında Çileden Çıktı: Sen Bunu Dayının Karısına Nasıl Yaparsın Oğlum!
Müge Anlı 14 Mayıs 2019 Canlı Yayında Çileden Çıktı: Sen Bunu Dayının Karısına Nasıl Yaparsın Oğlum!
Dilber Ay’ın Yaşadığı Mahalleye Ölüm Haberinin Ardından Hüzün Çöktü
Dilber Ay’ın Yaşadığı Mahalleye Ölüm Haberinin Ardından Hüzün Çöktü