Çalar Saat

Çalar Saat

İnsanlar, bir zamanlar sabah kalkmak için çalar saat kurarlardı. Şimdilerde anlıyoruz ki çalar saatin sesi o zamanlar sadece insanların bedenlerini değil, ruhlarını da uyandırıyormuş.

Çalar saatin olduğu dönemlerde insanların zamanı erteleme şansı yoktu. Çalar saat çaldığı zaman uyanmak zorundaydılar. Bunun insan ruhuna verdiği disiplinin değerini şimdilerde anlıyoruz.

Çalar saatin olduğu dönemlerde zaman insanları değil, insanlar zamanı yönetirlerdi. Bunu insanların, zamanla savaşı olarak düşünecek insanlar zamanın eline esir düşmemişlerdi. Zamanı esir etmenin değerini şimdilerde daha iyi anlıyoruz.

Çalar saatin olduğu dönemlerde sabah çalan çalar saatin sesi yaşama çağrı gibiydi. Dostluklar, akrabalıklar, aile içerisi ilişkiler çok kuvvetliydi. İnsanlar, birbirlerini kollar gözetirlerdi. Mesela imece usulü yardımlaşma sistemimiz vardı. Gelenek, görenek ve adetlere sadakatin değerini şimdilerde daha iyi anlıyoruz.

Çalar saatin olduğu dönemlerde çalar saat sadece yetişkinler için değil, çocuklar içinde çalardı. O dönemler, çocuklar omuzlarda taşınırdı. Ufak hediyelerle çocukları sevindirmek yaşamın vazgeçilmez bir parçasıydı. Çocuklar evin önünde oyunlar oynarken kimsenin gözü arkasında kalmazdı. O zamanın tertemiz dünyasının değerini şimdilerde daha iyi anlıyoruz.

Çalar saatin olduğu dönemlerde yaşamanın bir asaleti vardı. İnsanlar cepleriyle değil, yürekleriyle yaşarlardı. Toplumsal bir yara söz konusu olduğu zaman herkes, dört elle o yarayı sarmaya çalışırdı. O dönemlerdeki insan sevgisinin değerini şimdilerde daha iyi anlıyoruz.

İnsanlar, şimdilerde nasıl mı?

Hiç iyi değiller. Dostuna bile beni sırtımdan vurur mu diye sırtını dönemeyen insanlığın iyi olmasının imkanı yoktur.

Çocukların tecavüze uğrayarak öldürüldüğü, kadınların şiddete maruz kaldığı ve öldürüldüğü bir dünyada insanlığın iyi olmasının imkanı yoktur.

Yürekleriyle değil, çıkarlarıyla yaşayan, sevginin yerini nefret savaşının aldığı, birbirlerinin yarasını sarmayan insanlığın iyi olmasının imkanı yoktur.

İnsanların ruhunun kirlendiği, teknoloji ile beyinlerin uyuşturulduğu, insanların zamana esir düştüğü bir dünyada insanlığın iyi olmasının imkanı yoktur.

Şimdilerde çalar saat yoktur. Çoğumuz evimizde anı olsun diye dahi bulundurmuyoruz. Şimdilerde telefon alarmı var. Telefon alarmı sabah kalkılacak saate kuruluyor. Tıpkı çalar saat gibi. Ama arada ince bir fark var. Telefon alarmı çaldığı zaman 5 ya da 10 dakika sonrasına ertelenebiliyor. Sonra tekrar erteleniyor. İşte bu telefon alarmı ile birlikte yaşamı da ertelemeyi öğrendik. Hep yarınlara erteliyoruz yaşamı. Sonra bir bakmışız yolun sonundayız.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Müge Anlı 14 Mayıs 2019 Canlı Yayında Çileden Çıktı: Sen Bunu Dayının Karısına Nasıl Yaparsın Oğlum!
Müge Anlı 14 Mayıs 2019 Canlı Yayında Çileden Çıktı: Sen Bunu Dayının Karısına Nasıl Yaparsın Oğlum!
Dilber Ay’ın Yaşadığı Mahalleye Ölüm Haberinin Ardından Hüzün Çöktü
Dilber Ay’ın Yaşadığı Mahalleye Ölüm Haberinin Ardından Hüzün Çöktü